Sözlük

Her geçen gün büyüyen ve güncellenen TDE sözlüğü...

92406 kayıt bulundu.

Sırala
bulutsuzluk
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Bulutsuz olma durumu


buluttan nem kapmak
Anlamı:

1. en küçük bir şeyden alınmak, çok alıngan olmak

Örnek:

1. Biraz gariptir ki buluttan nem kapan o zamanki sansür bu cinayetler ve tesadüflerden ahkâm çıkararak hafiyelik etmezdi.

1. Biraz gariptir ki buluttan nem kapan o zamanki sansür bu cinayetler ve tesadüflerden ahkâm çıkararak hafiyelik etmezdi.


buluverme
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Buluvermek işi


buluvermek fiil
Anlamı:

1. -i , -i , -i , -i , Çabucak bulmak

2. Ansızın bulmak

Örnek:

1. Birdenbire yaklaşık iki bin iki yüz kişilik bir kalabalığın ortasında buluverdi kendini.

1. Birdenbire yaklaşık iki bin iki yüz kişilik bir kalabalığın ortasında buluverdi kendini.


Telaffuz : bulu'vermek

bulvar
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Şehir içinde ağaçlı, geniş cadde

Örnek:

1. İki tarafı ağaçlık bir geniş bulvardan geçiyor, mütemadiyen gidiyorduk.

1. İki tarafı ağaçlık bir geniş bulvardan geçiyor, mütemadiyen gidiyorduk.


Lisan : Fransızca boulevard

bulvarlı
Anlamı:

1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Bulvarı olan


bumbar
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Büyükbaş ve küçükbaş hayvanların kalın bağırsağı

2. Bu bağırsağa ciğer, kıyma, pirinç veya bulgur doldurularak yapılan yemek

Örnek:

1. Bumbar dolması.

1. Bumbar dolması.

3. Soğuğun girmesini önlemek için kapı ve pencere aralıklarına takılan, içi pamuk dolu, uzun bez kılıf


Lisan : Farsça mebār, mubār

bumburuşuk
Anlamı:

1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Çok, iyice buruşmuş olan

Örnek:

1. Yüzüme, gözlerini, hasta, kenarları bumburuşuk gözlerini kaldırdı.

1. Yüzüme, gözlerini, hasta, kenarları bumburuşuk gözlerini kaldırdı.


Telaffuz : bu'mburuşuk

bumbuz
Anlamı:

1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Çok soğuk


Telaffuz : bu'mbuz

bumerang
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Kıvrık bir sopaya benzeyen ve fırlatıldığında geri dönen, ağaçtan yapılma bir av aracı

Örnek:

1. Fırlat at uzağa / Döner gelir bumerang

1. Fırlat at uzağa / Döner gelir bumerang


Lisan : İngilizce boomerang

bumlama
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Bumlamak işi


bumlamak fiil
Anlamı:

1. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Taşıt lastiği patlamak


bun
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Sıkıntı

Örnek:

1. Soluğunu kesen acı, göğsünü sıkıştıran bun sancılarına benzemiyordu.

1. Soluğunu kesen acı, göğsünü sıkıştıran bun sancılarına benzemiyordu.


buna değdi (idi) buna değmedi (idi) demek
Anlamı:

1. birçok şeyin, iyilerini seçip önceden beğenmeyip bıraktıklarını da sonradan almak


bunak
Anlamı:

1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Bunamış olan, matuh

Örnek:

1. İhtiyar bunak, hâline bakmıyor da neler söylüyor.

1. İhtiyar bunak, hâline bakmıyor da neler söylüyor.


bunakça
Anlamı:

1. zarf , zarf , zarf , zarf , Bunak gibi


Telaffuz : buna'kça

bunaklaşabilme
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Bunaklaşabilmek işi


bunaklaşabilmek fiil
Anlamı:

1. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Bunaklaşma ihtimali bulunmak


bunaklaşma
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Bunaklaşmak işi


bunaklaşmak fiil
Anlamı:

1. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Bunak bir duruma gelmek


bunaklık
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Bunak olma durumu

Örnek:

1. Bende bunaklık daha başlamadı, bunaklık veya sapıklık...

1. Bende bunaklık daha başlamadı, bunaklık veya sapıklık...


bunalabilme
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Bunalabilmek işi


bunalabilmek fiil
Anlamı:

1. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Bunalma ihtimali bulunmak


bunalım

İlgili Kelimeler:

toplumsal bunalım

Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Doğal bir süreçte birdenbire oluşan aykırılık, bunluk, buhran, kriz

Örnek:

1. Ancak bütün dünyada bir bunalım içinde bulunan opera, bizde haydi haydi bocalamaktadır.

1. Ancak bütün dünyada bir bunalım içinde bulunan opera, bizde haydi haydi bocalamaktadır.

2. Tehlikeli sonuç doğurabilecek gerginlik, buhran, kriz

Örnek:

1. Bunalım anlarında insanın yüreğini, en ürkütücü olasılıklar yoklamaz mı?

1. Bunalım anlarında insanın yüreğini, en ürkütücü olasılıklar yoklamaz mı?

3. ruh bilimi , ruh bilimi , ruh bilimi , ruh bilimi , Uyaranlara karşı duyarlığın, iş yapabilme gücünün, kendine güvenin azalarak karamsarlığın, umutsuzluğun güçlenmesiyle ortaya çıkan ruhsal bozukluk, ruhsal çöküntü, depresyon

Örnek:

1. Atlattığı kriz, geç gelen bir büluğ çağı bunalımından başka bir şey değildi.

1. Atlattığı kriz, geç gelen bir büluğ çağı bunalımından başka bir şey değildi.

4. tıp , tıp , tıp , tıp , Bir hastalıkta iyileşme veya ölümle sonuçlanan, birdenbire ortaya çıkan fizyolojik değişiklik, kriz

5. ekonomi , ekonomi , ekonomi , ekonomi , Çöküntü


bunalım geçirmek
Anlamı:

1. herhangi bir sebeple oluşan bunalımı, bozgunu yaşamak

Örnek:

1. Kızcağızın daha önce de bazı bunalımlar geçirmiş olduğu ortaya çıktı.

1. Kızcağızın daha önce de bazı bunalımlar geçirmiş olduğu ortaya çıktı.